Türkiye'de kağıt üretimi ile ilgili sektör temellerinin atılması olarak süregelen Makale serimize devam ediyoruz. Bu makalemizde genç cumhuriyetimizde ilk kağıt fabrikası siparişinin verilme sürecini anlatacağız.

1933 yılının ortalarından itibaren, özellikle Vakit gazetesinde Haydaroğlu Cevdet (Cevdet Baykal) imzasıyla yer alan haberlerde İzmit'in adeta “kâğıt fabrikası”na kendini hazırladığı seziliyordu. İzmit'in sıtmalı bir şehir olma töhmetinden kurtulduğu, Belediye Reisi Kemal (Öz) Bey'in gayretleriyle, şehir imar planının çizdirildiği, susuzluk ıstırabının bittiği, kısaca, “Asırlarca uyumuş
olan İzmit'in, bugün baş döndürücü bir süratle mesut ve par tak bir isti bale koştuğu” haberleri sıkça görülüyordu. Bir taşra kentinin İstanbul gazetelerinde işgal ettiği yerle kendisini ve ülke kamuoyunu parlak geleceğine hazırlıyordu. Örneğin 1 Ekim 1933 tarihli Vakit'te Belediye Başkanı ile üç sütun, tam sayfa yer alan bir mülakattan, şehrin su işinin halledildiğini, itfaiye teşkilatının iyi olduğunu, Sıtma mücadelesinin devam ettiğini ve mezbahanın yapılmak üzere bulunduğunu öğreniyoruz.
Oysa İzmit rakipsiz değildi. 19 Aralık 1933 tarihli Sor Posta gazetesinde yer alan haber, “beş senelik sınai ve iktisadi programda inşası mevzubahis olan kâğıt fabrikasının, ormanlarının hususiyeti dolayısıyla Alaşehir'de kurulmasının” kararlaştırıldığını duyuruyor ve “İzmit'te yapılacak olan cam fabrikasıdır. Kâğıt fabrikasının da İzmit'te yapılacağı haberleri burada teessür uyandırmıştır fakat daha sonra bu haberin yanlış olduğunun anlaşılmıştır” deniyordu.

İktisat Vekili Mahmut Celal (Bayar) Bey'in 8 Ocak 1934 tarihinde yaptığı basın toplantısı, kâğıt fabrikası işine biraz daha açıklık getirmiş oldu. Butun gazetelerde yer alan haberde, İktisat Vekili, “Beş Senelik İktisadi Program”ı izah ediyor, selüloz ve kâğıt sanayii konusunda ise önce kâğıt fabrikasının kurulacağını, daha sonra selüloz fabrikasının kurulacağını söylüyordu. Diğer gazeteler kâğıt fabrikasının nerede kurulacağı konusunda İktisat Vekili'ne atfen herhangi bir haber içermezken, Vakit gazetesi, fabrikanın İzmit civarında yapılmasının muhtemel olduğunu, temellerin ilkbaharda atılacağını ve fabrikanın 1935 yılında bitmiş olacağını müjdeliyordu. Kısa bir süre sonra kâğıt fabrikasının İzmit'te kurulacağı artık herkesçe kabul edilir oldu. Fabrikanın İzmit'te kurulacağına ilişkin ilk kesin haber 17 Ocak'ta Milliyette yer aldı. Bunu iki gün sonra Son Posta gazetesinin haberi izledi ve bu konudaki haberlere noktayı yine Vakit gazetesi koydu. Gazetenin İzmit kaynaklı haberi aynen şöyleydi:
“Beş senelik sınai program mucibince açılacak kâğıt fabrikasının şerrimizde kurulacağı Celal Bey'in bizzat beyanatıyla tahakkuk etmiştir. Bu haber şehrimizde büyük bir sevinç ve alaka uyandırmış, Başvekil Paşa Hazretleri ile İktisat Vekili Celal Bey'e teşekkür telgrafları çekilmiştir.” İzmit yerini böylece garantilemişken yeni ve güçlü bir aday boy göstermekte gecikmedi. Aslında bu aday uzun süredir vardı ama ilk kez kamuoyunun önüne sürülüyordu. Milliyet gazetesinde, Sümerbank tarafından kurulacak kâğıt fabrikası hakkında incelemelerde bulunmak üzere ikisi Türk üçü Alman uzmandan oluşan bir heyetin Karadeniz Ereğlisi'ne geldiği bildiriliyor ve ekleniyordu: “Kâğıt fabrikasının burada kurulmasına muhakkak nazariyle bakılmaktadır.” Bir gün sonraki gazetelerde kuruluş yerine ilişkin haberler farklı biçimlerde yer aldı. Cumhuriyet, “Türk ve Alman mühendislerden mürekkep fen heyeti Ereğli civarında Uzunkum mevkiini muvafık bulmuş ve her şeyden evvel ormanı ve suyu pek bol bir yer olan burasını kâğıt fabrikası inşasına çok elverişli addetmiştir” diye yazarken, Vakit gazetesi "kağıt fabrikasına müteallik projeler hazırlanmış ve fabrikaya ait makineler sipariş edilmiştir. Fabrikanın kuruluş yerini intihab etmek için yapılmakta olan tetkikat bitmek üzeredir" diye yazıyordu. Milliyet in haberi de kuruluş yerinin seçimi ile ilgili incelemenin bitmek üzere olduğu yolundaydı.

Gerçekten de Nisanın ilk günlerinde kuruluş yerini belirlemek üzere yerinde tetkikler yapılıyor ve
Ayın ilk haftası biterken, kuruluş yerine ait karar verilmiş bulunuyordu. Yer İzmit olacaktı.
Kuruluş yerine karar verilmiş ve İzmit seçilmişti ama tartışmalar bitmeyecekti. O kadar ki, kâğıt fabrikasını ve onun kurucusunu her eleştirmek isteyen ilk iş olarak “kuruluş yeri”ni diline dolayacaktı. Bu gelişmeleri ilerde göreceğiz.

Kuruluş yerinin belirlenmesi açısından iki sorun vardı. Fabrika hangi şehirde ve doğal olarak o şehrin neresinde kurulacaktı. Bu sorunlardan birincisi 1934 Nisanının ilk haftasında çözüldü. Gazete haberlerinde de yer aldığı gibi, Türk ve Alman uzmanlardan oluşan bir heyet Ereğli ve İzmit'te incelemeler yapmış ve kararlarını vermişlerdi. Kâğıt fabrikası İzmit'te kurulacaktı. Aslında, anılan heyette yer alan Mehmed Ali Bey kuruluş yerinin İzmit olacağına daha 1928 yılında karar vermişti. Öte yandan Birinci Sanayi Planı kuruluş yerlerinin seçimindeki ilkeleri belirtmişti , Buna göre, “bir fabrikanın yeri, onun işleyebilmesi için muhtaç olduğu enerjinin ve kömürün ve suyun ve en kolay, en iyi ve en ucuz olarak tedarik edilebileceği ve iptidai maddesiyle mamulatının en az masraf, külfet ve fedakârlıkla nakil ve sevk olunabilmesi imkânlarının mevcut olduğu” yerdi.
Bir yandan basında kuruluş yeri tartışılırken, bir yandan da 1934 yılının özellikle Mart ayının son ve Nisan ayının ilk günlerinde yukarda anılan uzmanlar heyeti araştırmalarını yapmışlar ve 6 Nisan 1934 tarihinde raporlarını yazmışlardı.
Planın da öngördüğü gibi nakliye imkanları, su temini, arazinin durumu ve genel şartlar açısından yapılan bu değerlendirmeye göre İzmit, nakliye imkânları ve amele temini açısından daha avantajlı bulunmuştu. Doğal olarak spekülasyonlar bir süre daha sürdü Mehmed Ali Kağıtçı, “nüfuzlu kişiler” kanalıyla Bolu'nun da adaylar arasında bulunduğunu ve ısrarlı girişimlerini sürdürdüğünü ileri sürüyor.
İzmit'te karar alındıktan sonra fabrikanın İzmit'in neresine kurulacağı sorusu tartışılmaya başlandı. Vakit'in 27 Nisan 1934 tarihli sayısında "Kağıt Fabrikası İzmit'in Neresinde Yapılacak” başlıklı bir haber yer almıştı. Aynı haberde, kâğıt fabrikasının başka şehirlerde kurulacağına ilişkin bazı gazetelerde yer alan haberlerin doğru olmadığına da dikkat çekiliyordu.
Daha sonra gazetelerde kuruluş yerinin bizzat İktisat Vekili Celal Bey tarafından tesbit edileceği ve Vekil Bey'in bu amaçla İzmit'i ziyaret edeceği haberleri yer aldı. Gerçekten de Celal Bey 2 Mayıs 1934'te, Hereke'den dönerken, İzmit'i ziyaret etmiş ve gazete haberlerine göre, kuruluş yeri olarak önerilen “istasyon civarındaki saha” ile “tayyare meydanındaki” sahayı gezmiş ve tayyare meydanını daha elverişli bulmuştu. Bu haberlerden Milliyet gazetesinde yer alanı aktarmaya değer;
“Celal Bey motordan çıkınca evvela istasyon cihetindeki sahayı gezdi. Burada büyük bir fabrikanın kuruluşuna kâfi yer aradı ve gösterilen sahaya ince bir nazar-ı dikkatle baktı. Sonra otomobillerle şehrin diğer başındaki ikinci sahaya geldi. Burasını beğenmiş olacak ki, hemen bir ay zarfında fabrikanın temel atma merasiminin yapılacağını söyledi".
İktisat vekili İzmit'te Ulugazi Mektebi'nde yaptığı konuşmada da,
“İşin mahiyeti için kurulacak fabrikaların mevkilerini tayinde çok dikkatli bulunuyoruz. Devletçe kazanmak ve halka da kazandırmak istiyoruz."
diyordu. İktisat Vekili Celal Bey'in bu yer saptama gezisinin perde arkasını ya da bir başka yönünü Mehmed Ali Kâğıtçı'dan dinleyelim:
İzmit kesinleştikten sonra da şehrin doğusunda mı? yoksa batısında mı? kurulmalıdır çekişmesi başladı.

Şehrin doğusundaki bataklık araziyi iltizam edenler arasında, o bölgede tarlaları bulunan nüfuzlu zevat da var idi... Belediye Başkanı Sayın Kemal Öz bu metruk sahanın değerlenmesi, bataklığın yok edilmesi bakımlarından kâğıt sanayiimizin, şehrin şarkında, Yeni Cuma Camii civarında kurulmasını arzu ediyor idi. O zamanki Vali Sayın Eşref Sayıt merhum da aynı fikirde idi. Bu itibarla doğucular kendilerini daha güçlü saymakta idiler.
Diğer taraftan, her iki bölgede de zemin denemeleri, mukavemet ölçüleri ve sahilden itibaren, iskele inşasına esas olabilecek deniz dibi yoklamaları yapılıyordu.

Henüz bu incelemeler devam etmekte iken, vaktin İktisat Vekili ile Sümerbank Genel Müdürünün, Hereke Fabrikası'nı ziyaret etkikten sonra, İzmit'e geleceklerini haber almış bulunan Doğu-İzmit taraftarlarının, o zamanki bazı mebuslar, Vali ve Belediye Başkanı delâletiyle bir 'olup-bitti' düzenleyerek Yeni Cuma Camii ilerisindeki sabada, sembolik bir (Temel Atma) töreni yaptıklarını, ertesi gün Ankara'da hayretle öğrenmiştim.
(O tarihte Ankara'da Sümerbank Kâğıt Şubesi Müdürü bulunuyordum. İzmit'te zemin mukavemeti incelemelerini Yüksek Mühendis İbrahim Akçura idare ediyordu.)
Fakat zemin mukavemeti denemelerinin sonunda İzmit şehrinin garbındaki sahanın çok daha uygun evsafta bulunduğu meydana çıkınca, vaziyet çatallaştı. Durumu, Sümerbank'ın o zamanki İnşaat Şubesi Müdürü Yüksek Mühendis Reşat Turgay ile birlikte Umum Müdür Nurullah Esat Sümer'e arzettik, mezkür “olup-bitti' hadisesi dolayısıyla vaziyetin Vekalet yüce makamına arzı gerektiği cevabını aldık.

Sayın Reşat Turgay ile beraber kaleme aldığımız raporu yüce makama sunmak ve gerekli izahatı vermek üzere İktisat Vekâletine yollandık.
O zamanki Müsteşar Sayın Yüksek Mühendis Hüsnü Kortel merhum, bizi anlayışla karşıladı, Vekilin huzuruna çıkardı. Raporumuzu okuyup açıklamalarımızı dikkat ve alâka ile dinledikten sonra Sayın İktisat Vekili kararını bildirdi:
-Fenni icaplara, ihtisasın tavsiyelerine uymak vazifemizdir İhtisasın tavsiyelerine uymak o dönemde pek fazla revaçta olmalı ki, kâğıt fabrikasının yeri seçilip temele kazma vurulduktan, hatta fabrika üretime geçtikten sonra bile, hemen hemen her gelen yabancı uzmana, fabrikanın yeri yeniden incelettirildi. Örneğin, Amerikalı uzman heyetinin raporunda da fabrikanın kuruluş yerine değiniliyor ve “Fabrikanın mevkii olarak İzmit'in intihab edilmesi çok yerindedir. Fabrika doğrudan doğruya deniz kenarına bina edilecek ve demiryoluna bağlı bulunacaktır” deniyordu. Bir yıl sonra, Yani 1935'te, daha fabrika deneme üretimine bile başlamadan, bu kez Profesör Sachsinger'e hazırlatılan raporda da bu konuda şunlar yer alıyordu:
“Vaziyet: Fabrika'nın yeri iyidir. Deniz kenarında yapılacak iskelenin vinçlerinin mümkün olduğu kadar fazla hareketli olmasını tavsiye ederim.Tahliye müddeti kısaltılırsa, özellikle kömürde tasarruf büyük olur.
Bu durumu anlayışla karşılamak gerekir. Hangi Anadolu kenti ya da kasabası bir fabrikaya sahip olmak istemez ve o kent ya da kasabaların temsilcisi olan “nüfuzlu zevat” da bu işin peşini kovalamaz?
Gerçekten de İzmit'e fabrika kurulmaya karar verildiği zaman bu kent, “14.000 kadar nüfusu barındıran, mütevazı bir şehirdi. Su, evlere -merkeplere yüklenen- fıçılarla taşınıyor, mangal kömürü ile işleyen gazojen motoru, şehir cereyanını sağlayan dinamoyu çeviriyor idi... Ampullerden yayılan sarımtırak ışığın şiddeti, gazojen motorunun temposuna göre azalıp çoğalıyor idi... Şehrin büsbütün karanlıkta kaldığı akşamlar nadir değil idi.

Kâğıt fabrikasının bu kente büyük katkılar sağlayacağı açıktı. Nitekim, 1935-40 yıllarında ülke nüfusu ortalama binde 17 artarken, bu sayı Kocaeli'nde binde 22.5, 1940-45 yıllarında ülke nüfusu binde 10.6 artarken bu artış Kocaeli'nde binde 20.2 olmuştur. 1970'li yılların sonunda, Kocaeli, gayri safi yurt içi hasılaya sanayisiyle % 8.9 oranında katkıda bulunuyordu. Tarım, inşaat, ticaret vb sektörlerin bu bağlamdaki katkısı % 2'yi bile geçmiyordu.
Kuşkusuz bu gelişmede en önemli pay “yeni fabrika”nındı. Kâğıt fabrikasının ülkenin sanayileşmesinde olduğu kadar, İzmit'in (Kocaeli) gelişmesinde de öncü rolü oynayacaktı.

Daha önce değinildiği gibi, kâğıt fabrikasının ihale işi 17 Mart 1934 tarihinde tamamlanmış olduğu halde, Mayıs ayında kimi gazeteler ihalenin yeni tamamlandığını haber veriyor, Haziran ayında inşaata başlanacağını müjdeliyorlardı. (Hemen Mayıs ayında başlanacağını söyleyenler de vardı.)! İzmitlilerin sabırsızlanmasına, gazetelerin “atıldı, atılıyor” yollu haberlerine rağmen, fabrikanın temel atma töreni Ağustos ayı ortalarını buldu. Sonunda, 13 Ağustos 1934 tarihli bütün gazeteler doğru ve muştulu haberi verdiler: “Yarın saat 10:00'da İzmit'teki kâğıt fabrikasının temel atma töreni yapılacaktır.” Bu haberlerde yalnızca temel atma töreninden söz edilmiyor, “Beş Senelik Plan Hakikat Oluyor” mesajı veriliyor ve tamamlandığı zaman fabrikanın neleri gerçekleştireceği oldukça ayrıntılı ve doğru bir şekilde yansıtılıyordu. Beklenen gün gelip çatmıştı. İzmit'te Sümerbank tarafından kurulan kâğıt fabrikası ile İstanbul Paşabahçe'de İş Bankası tarafından kurulan şişe ve cam fabrikasının temelleri Başvekil İsmet Paşa ile İktisat Vekili Celal Bey tarafından aynı günde atılacaktı. Kâğıt fabrikasının İş Bankası ile olan eski öyküsü ve İsmet Paşa ile Celal Bey'in konumları dikkate alınırsa, aynı günde yapılacak bu temel atma törenleri, özel kesimcilerle devletçileri -hiç değilse görünürde- uzlaştıran bir “vesile-i hasene” (güzel bir bahane) olarak görülebilirdi.

Kağıt fabrikasının temel atma törenleri, basına, bekleneceği gibi büyük bir coşkuyla yansıdı. Bu konuda da başı Vakit gazetesi çekiyordu. Temel atma törenine ilişkin olarak Vakit gazetesinin manşetinden tam sayfa verdiği haber aynen şöyle idi:
“Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin Bereketli Eli, Dün de Kâğıt ve Cam Fabrikalarının Temellerini Attı ”.
O yıllarda gazetelerin haberlerini büyük ölçüde Anadolu Ajansı'ndan aldıklarını ve yalnızca almakla kalmayıp üslubunu da geniş ölçüde yansıttıklarını dikkate alarak temel atma törenini Anadolu Ajansı'ndan (biraz kısaltarak) izleyelim:
Sabah saat yedide İzmit muhiti tamamile harekete geçmiştir. Şehir baştan başa bayraklarla donanmış, kadın, erkek, çoluk çocuk bütün şehir halkı sokaklara dökülmüştü. İzmit kâğıt fabrikası temel atma merasiminde bulunacak olan Başvekil İsmet Paşa Hazretleri ve İktisat Vekili Celal Beyefendi bugün saat onda İzmit'e geleceklerdir.
İzmit Üssübahri Kumandanlığında büyük bir faaliyet var. Paşa Hazretlerinin ve maiyyetlerinin çıkacağı iskele burası olması dolayısıyla saat 9'da Başvekil Hazretlerini istikbal edecek heyet ve şehrin ileri gelenleri Üssübahri Kumandanlığı meydanında toplanmışlardı. Meydanda, bahriye, piyade ve polis müfrezeleri ahz-ı mevki etmişlerdi. Saat 9:15'te Ertuğrul Yatı göründü ve saat 9-30'da yat kumandanlık önüne demirledi. İzmit Valisi Eşref Bey ve İzmit Üssübabri Kumandanı Mehmet Ali Paşa, Başvekil Hazretlerini, İktisat Vekili Celal Beyefendi ve refakatlerindeki zevatı karşılamak üzere motorla yata gittiler. Saat 10'da Başvekil Paşa Hazretleri, iktisat Vekili Celal Beyefendi, Sümerbank müdürü Nurullah Esat Bey, Giresun mebusu Hakkı Tarık Bey, İzmit mebusu beyler ve diğer zevat, kumandanlık iskelesinden karşılayan zeval ve zabitana iltifat ettiler. Bilahare, resm-i selamı ifa eden askeri müfrezelerin önünden geçerek halkın coşkun ve candan tezahüratı arasında kendilerine tahsis edilen otomobile binerek, bir sene sonra genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kâğıt ihtiyacını temin edecek olan Fabrikanın temel atma merasimi için iskeleden hareket ettiler. Bütün İzmit şehri, yollarında kıymetli Başvekili coşkun tezahüratla, kalpten gelen bir sevgi ile alkışlıyorlardı.
Sehirden 15 dakikalık bir mesafede olan fabrikanın kurulacağı meydana geldiklerinde biraz istirahat ettiler. Bu istirahat esnasında, Fabrikanın ne şekilde yapılacağı hakkında Mühendis Mehmed Ali Bey'den planlar üzerinde mufassal izahat aldılar. İzmit Belediye Reisi Kemal Bey, şehir namına Ismet Paşa Hazretlerine ve İktisat Vekili Beyefendiye temel atma merasiminde bulunmalarından dolayı teşekkür etti. Ve büyük kuruculara şehrin ebedi minnet ve şükranlarını arz etti. Bundan sonra Kocaeli mebusu Sırrı Bey (Hüseyin Sırrı Bellioğlu) aşağıdaki nutku söyledi.
Yurttaşlarım,
Tayyün etmiş bir hakikattir ki, iktisadi esaret, siyasi esaret kadar bir milleti benliğinden mahrum eder. İktisadi esaretten kurtulmak da ecnebiye muhtaç olmamak, kendi ihtiyacını kendisi temin etmek, parasını mümkün olduğu kadar memlekette bırakmakla olur... Bizim bir fabrika yapmaklığımız başka milletlerin fabrika yapmalarındaki muvaffakiyete benzemez. Bizim her kurduğumuz fabrika iktisat sahasında da isbat-ı rüşt ettiğimizin canlı delilidir. Bu muvaffakiyetlerin kıymetini ancak hariçteki akisleriyle ölçebiliriz. Bunlardan çok memnun olan dostlarımız vardır. Hatta bizi daha fazla teşçi ederler. Fakat öle tarafla terakkiyatımızı çekemeyenler, mesaimizi istirkap edenler, aldığımızın semeratı gözlerine iğne gibi batanlar vardır. Bunlar bizi bu mesaiden men için hatta beynelmilel karariitihazına bile çalışmışlardır. Bu kararlar bu fabrikaların kıymetlerini ve ehemmiyetlerini anlatır Bunları tetkik ettikten sonra ne büyük yol üzerinde yürüdüğümüz tezahür eder. ..
Bilahare büyük alkışlarla kürsüye çıkan İsmet Paşa Hazretleri, aşağıdaki o nutuklarını irat buyurdular
Arkadaşlarım,
Bugün mühim bir fabrikanın temel taşını koyacağız...Temeli atılacak olan fabrika, iktisadi hayatımızın mühim bir müessesesi olan bu fabrika Büyük Millet Meclisi sanayi programının bir uzvudur. Takriben iki milyon liralık bir sermayeyi alacak olan müessese 13.000 metre mik'abı kereste, 15.000 ton kömür sarf edecek ve senede memleketin ihtiyacı olan muhtelif cins kâğıt ve kartonun mühim bir kısmını verecektir. Görülüyor ki fabrika, yalnız memleketin ihtiyacını temin etmekle kalmayacak, muhtelif çeşit hammaddelerimizi kıymetlendirmeğe de yarayacaktır.
Şu halde İzmit kâğıt fabrikası iktisadi açılışında iyi esaslardan biri olarak sayılacaktır. Fabrika bir seneye varmadan açılmış olacaktır. Bir fabrika iyi şartlarla kurulduktan sonra da asıl dirayetini işletmesinde gösterir. Birçok ahvalde fabrikanın işletilmesi kurulmasından daha zordur.
İzmit'e kâğıt fabrikasının kurulması, ileri bir irfanı, Cumhuriyet inkılaplarına hususi bir bağlılığı olan İzmit için iyi bir tesadüftür. Fabrikanın bir samimiyet muhitinde bulunması, müesseseye alaka ve yardım gösterileceğine delildir..
Paşa Hazretleri sürekli alkışlarla nutuklarını bitirdikten sonra bizzat ilk temel taşını kendi elleri ile koydular. Paşa Hazretlerinin bu hareketini, İktisat Vekili Bey tekrar etti.
Merasime burada nihayet verilerek otomobillerle Ertuğrul yatına avdet edildi. Avdette yollar aynı kalabalığı muhafaza ediyor ve aynı tezahürat devam ediyordu.
Yat 11:40'ta İzmit'ten hareket etti. İzmit Valisi, Belediye Reisi Beyler Paşa Hazretlerine Hereke'ye kadar refakat ettiler.”

Temel atma töreni böyle oldu. Kuşkusuz yankıları coşkulu ve olumluydu.
Örneğin temel atma töreninden sonra Zaman gazetesinde yer alan bir köşe yazısında bu umudu ve coşkuyu görmek mümkündür:
“Kâğıt, tarihin sarındığı beyaz örtüdür. Kâğıt olmasaydı tarih çıplak kalır ve asırların yağmurları, karları, selleri, fırtınaları altında hayli didiklenirdi.
Onu yarasız beresiz yaşatan kâğıttır. Yine kâğıt fikrin refrefidir. Şarkta doğan güzel bir fikir, o refrefin üstünde dünyayı dolaşır. Kâğıt icad edilmeseydi medeniyet kötürüm kalırdı. Garbın sesini Şark duymazdı ve Sarktan Garba meram değil selam nakletmek çok müşkül olurdu. Mihveri üzerinde dönen kürenin manevi hareketini kâğıt temin ediyor..
Türk'e hür bir bayat getiren ve yurdumuzu medeni müesseselerin hepsiyle süslemek azmini besleyen Cumhuriyet, geçen gün kâğıt meselesini de kökünden halletti, İzmit'te bir kâğıt fabrikasının temelini attı. Yakın bir zamanda kâğıdımız da var! diyebileceğiz ve yazılarımızı kendi kâğıtlarımıza yazacağız. Bir millet için dil mektep, kalem ve kitap ne ise kâğıt ta odur. Yeni kağıt fabrikası, bu itibarla en büyük noksanımızı tamamlamış oluyor. Bunu tarihi bir hadise olarak kabul edebiliriz. ”
İzmit Kâğıt Fabrikası'nın temel atma töreninde hazır bulunan Artvin Milletvekili ve Vakit başyazarı Mehmet Asım (Us) Bey'in “Sanayi Mıntıkalarında Bir seyahatin İntibaları” adlı başmakalesi de bu bağlamda ilginçtir. Mehmet Asım Bey, fabrika yerinin seçimine ilişkin tartışmalara açıklık getirerek başladığı yazısında, fabrikanın tesisine ait işleri “kâğıt kimyageri” Mehmed Ali Bey'in yürüttüğüne ve fabrika açılınca müdür olacağına değiniyor ve kurulacak fabrika hakkında ayrıntılı bilgi aktarıyordu. Buna göre, fabrika, “inşaat tamam olduktan sonra denizden bakıldığında dört parça olarak” gözükecekti. Mehmet Asım Bey'in verdiği bilgilere göre, fabrika senede en az 2.5 milyonluk kâğıt üretecekti ve bunun için yatırılan sermaye 2 milyonu bulacaktı. Fabrikanın ürettiği kağıtlar, kısmen olduğu gibi piyasaya satılacak, kısmen de fabrikanın diğer bir dairesinde mektupluk, kâğıt, zarf vs. haline konduktan sonra piyasaya verilecekti.

Şimdi biraz geriye dönerek, temeli atılan fabrikanın, ihalesinden başlayarak, “imkân ve kabiliyeti"ni, üretim kapasitesi ve hedeflerini inceleyelim.
Türkiye'de kâğıt sanayiinin kurulması ilk kez 1930 yılında dönemin İktisat Vekili Şakir Kesebir'in Başvekilliğe sunduğu “İktisadi Vaziyetimize Dair Rapor”da ileri sürülmüştü. Bu raporda kâğıt ithalatının önüne geçmek için bir fabrika kurulması gereğine değiniliyordu. Raporda, birisi günde 10 ton kâğıt üretim kapasiteli 1-1.5 milyon liraya mal olacak bir fabrika ile diğeri günde 40 ton kapasiteli 4-5 milyon liraya mal olacak daha büyük bir fabrika seçenekleri yer alıyordu. Daha sonra konuyla İş Bankası'nın ilgilenmeye başladığını daha önce belirtmiştik. İş Bankası yurt dışında ve Türkiye'de konuyla ilgili araştırmalar yaptırmış ve üstlenici firmalardan teklifler alınmaya başlanmıştı.
İş Bankası, kâğıt fabrikasını Sümerbank ve Ziraat Bankası ile müştereken kurmayı düşünüyordu. Bu sırada Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlıkları da devam ediyordu. İktisat Vekaleti'nden Başvekalete sunulan 1 Aralık 1933 tarihli kâğıt fabrikasıyla ilgili rapor, ülke ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılayacak bir tesisin kurulmasını öngörüyordu. Bu görüşün Sanayi Planı'nda da benimsenmesinden ve 1934 yılı başında kâğıt sanayiini kurma işinin bütünüyle Sümerbank'a devredilmesinden sonra 17 Mart 1934 tarihinde ihale sonuçlandırılarak çalışmalar hızlandırıldı ve yukarda izlediğimiz gibi 14 Ağustos 1934 tarihinde fabrikanın temeli atıldı.”
Kâğıt sanayiine ilişkin olarak daha sonra yapılan araştırma ve incelemeler sırasında, kağıt sanayi için avan proje, nihai proje ve fenni şartname adını alabilecek tek bir belgenin bulunduğu, bunun da 21 Kasım 1933 tarihinde Mehmed Ali (Kâğıtçı) tarafından hazırlanan (İktisat Vekaleti'nin 1 Aralık 1935 tarihinde Başbakanlığa sunduğu rapora esas olan) belge olduğu kaydedilmektedir. Aynı şekilde başlangıçta tesbit edilmiş mali bir şartnamenin de bulunmadığı, mali koşulların müteahhitle anlaşma sağlandıktan sonra Sümerbank ile “müştereken tesbit” edildiği belirtilmektedir.
Fabrikayı kuracak yabancı firmaların teklifleri bu işle İş Bankası uğraşırken başlamıştı ve daha sonra dosya olduğu gibi Sümerbank'a devredildiği için kesin siparişlerde bu teklifler esas olmuştu. Buna göre, Almanya'dan J. M. Voith Maschinenfabrik, Füllnerwerke Bad Warmbrunn, Escher-Wyss Maschinenfabrik G.m.b.H, Ravensburg, ve Wagner und Co,; İsveç'ten A.B. Karlstad; Fransa'dan Allimand ve Belçika'dan Thiery et Co. firmalarından teklif alınmıştı. Allimand ve Thiery firmaları teklif veremeyeceklerini bildirdiklerinden ve ayrıca yukarda yer almayan Alman Bruderhaus firmasından da başlangıçta teklif istenmiş olduğu halde çok eksik bir teklif gönderdiğinden yalnızca beş firmadan gelen teklifler dikkate alınmıştı. Firma temsilcileriyle ayrı ayrı görüşmeler yapılarak Sümerbank'ın uygun gördüğü birtakım değişiklikler yaptırılmış ve fiyatların karşılaştırılmasına geçilmiştir. Fiyat karşılaştırmasında ağırlık esas alındığı için, en iyi teklifi veren Voith ve Füllner firmalarından, teklif ettiği makine ve teçhizatı daha ağır gelen Voith firmasının teklifi biraz daha fiyat kırdırılarak, fob Hamburg 1.500.000 RM (yaklaşık 750.000 TL) olarak kabul edilmiş; yukarda gördüğümüz gibi 17 Mart 1934 tarihinde ihale sonuçlan“dırılmış ve anlaşma resmen 9 gün sonra imzalanmıştır.

Daha sonraki yıllarda, fiyat karşılaştırmalarında ağırlığın esas alınmış olması ve daha hafif makine teklif edenlerin makinelerinin uygun olup olmadığının dikkate alınmamış olması ve Voith firmasına göre daha ucuz teklifte bulunan Füllner firmasının teklifinin “mucip sebep” gösterilmeksizin dikkate alınmaması eleştirilmiştir.

Voith firmasıyla yapılan sipariş sözleşmesinde, Birinci Kâğıt Fabrikası'nın üretim kapasitesi, yılda 300 gün esasiyle şöyle belirlenmiştir:
- Karton 2 000 ton
- Ambalaj kâğıdı 4 000 ton
- İyi cins yazı ve matbaa kâğıdı 2.700 ton
- Adi cins matbaa kâğıdı 1.800 ton
- Sünger kâğıdı 40 ton
- Toplam 10.540 ton
Kurulacak fabrikanın güç santralı ve elektrik tesisatı için Siemens-Schuckwerke, A.E.G. ve Brown Boveri firmaları arasındaki ihaleyi iki yıllık kredi koşuluyla 300.000 RM'a (yaklaşık 180.000 TL) Siemens-Schuckwerke firması üstlenmiştir.Kazan tesisatı için toplam altı firma teklif vermiş ve işin, en düşük fiyatı teklif eden ve tanınmış bir firma olan Steinmüller'e 128.500 TL'ye ihale edilmesi Sümerbank İdare Meclisi'nce 18 Temmuz 1934 tarihinde kararlaştırılmıştır.